AnaSayfa | Mp3 Dinle | Radyolar | Yeni Albümler |
Video Klipler | Haberler | Forumlar | Radyo İstek |

Top 20 | Sohbet | Biyografi  | Şarkı Sözleri | Eurovision| Şiirler | Magazin | Röportaj | Konserler

Anasayfanız Yapın!  |   Favorilere Ekleyin!

  Üye Girişi ve Kayıt Ol  

         

Kim demiş sanat müziği nostalji diye!
Kim demiş sanat müziği nostalji diye!Çocukluk devirlerinden bahsederken dostlarımla, görüyoruz ki hep benzer şeylerle eğleniyormuşuz. TRT’nin varlığı ve daha sonrasında da yavaştan baş gösteren özel televizyon kanallarıyla da eğlence skalamız artmış meğerse.

Nostaljik programları gördüğümde yine o geçmişe duyulan özlem kabarıyor, “ah ya, yine olsa da yine seyretsek” diye iç çekiyorum. Mogu Mogu’lu Clementine’li çizgi filmlerden Tahsin Usta’lı Edi-Büdü’lü Susam Sokağı’na değin, büyüyünce de geçmeyen çocukluk hastalıkları yaşıyorum. Neyse, çocukluğumdan unutamadığım bir isim de Muazzez teyzeydi. Hayır, bir televizyon karakteri değil. Sadece yakından tanıdığımız bir aile dostu. Çok sevimliydi ve bir insanın bu kadar sevimli olmasına dayanamazdım. Evlerine ne zaman gitsek, TRT açık olurdu (özel kanallar çıktıktan sonra da bu böyleydi). Fakat benim gördüğüm programlar değildi ekrandakiler. Ağırbaşlı, okkalı amcalar, teyzeler vardı. Son derece yavaş şarkılar söylüyorlardı her şeyden önce. Kılık kıyafetleri her gün gördüğüm insanlara da benzemiyordu. Ama müzikleri ilginçti doğrusu. Yani en azından annemin evde iş yaparken mırıldandıklarındandı.

Yaşım ilerledikçe, o zaman anlamadığım şarkıları daha sonra duymaya başladım. Duydukça içine çekti beni, dinledikçe sevdim. Bir yaştan sonra Muazzez teyzeyi daha makul buldum. Hatta öyle zamanlar oldu ki, TRT’deki o programları seyreder oldum. Ne güzel konserlermiş, ne nazik ne latif. Hâlen var böyle programlar. İyi ki de varlar.

İşte o zamanların seslerine, suretlerine aşina olduğumuz isimlerin kıymetleri daha sonra anlaşılmaya başlandı tarafımdan. Aslında toplumda da bundan farklı gelişmedi olaylar. Müzeyyen Senar’lar, Gönül Akkor’lar, Behiye Aksoy’lar hâlâ sanat dünyamızın parıldayan yıldızları. O zamanlar gerçi daha da manidarlarmış, fakat gün geçtikçe, dünya döndükçe ve popülasyon devşirildikçe bu kıymetli isimlerin yerini başka isimler alıyor. Dünyanın kaidesi böyle: Meddücezir.

Ancak, sanat müziğimizin bu isimleri aslında unutulmuyorlar. En çok satılan albümler listesine baktığınızda, gözünüze hep “nostaljik” albümler çarpar. Hatta bu nostaljik eserleri alıp, sömürünceye kadar kullanmayanların hatırı kalıyor, bu işten devasa paralar kazanıyorlar. Ama eserlerin orijinallerini söyleyenler, hatta eser sahipleri bazen bir bakıyorsunuz ki sefalet içindeler. Bu nasıl bir paradokstur, anlamak mümkün değil.

Bu ortamda Gönül Telimizi Titretenler adında yayımlanan bir seri oldu. Coşkun Plak, 2002 yılında başlamıştı bu çalışmalara. Deyim yerindeyse genç kuşaklara Safiye Ayla’yı, Mualla Mukadder’i, Hamiyet Yüceses’i bu albüm serisi duyurdu. O eski eserleri güncel şekilleriyle duyurmaktansa orijinaline sadık kalmak suretiyle tanıtma işi, bana her zaman daha anlamlı ve daha onurlu geliyor.

Geçtiğimiz günlerde de bu serinin üçüncü ayağı yayımlandı. Gönül Telimizi Titretenler 3 adında piyasaya sürülen bu albümde de sizleri yine devasa isimler beklemekte. Zeki Müren “Hem Okudum Hem de Yazdım”, Safiye Ayla “Menekşe Kokulu Yârim”, Suat Sayın ise “Unutmadım Seni Ben” adlı o mihenk eserlerle köşe başında sizleri bekliyor.

Yalnız Coşkun Plak’a özel bir teşekkür borçluyuz. Şu güne kadar hangi yayımcıyla konuştuysam, bu tarz “marjinal” eserlere ‘satmaz’ gözüyle bakıyorlar ve uzak duruyorlar. Satacak olan albümleri allayıp pullayıp sundukları gibi, allamaya ve pullamaya ihtiyacı olmayan bu eserleri sadece takdim etmeleri gerektiğini de anlattıysam da, pek muvaffak olamadım. Çoğundan gelen yanıt müsavi: “Bunlar için para lazım.”

Paraya bu kadar parya kalışımız acınası. Nitekim söz onlarda ve onlar ne yapacaklarını biliyorlar kuşkusuz (!). İşte bu hâl üzerine Coşkun Plak’a müteşekkir olmamak işten değil. Ayrıca, albümlerine bu ismi vermeleri de manidar. Zamanında büyük üstat, ud virtüözü Cinuçen Tanrıkorur’un TRT’deki programının adı da Gönül Telimizi Tellendirenler idi. Bu yüzden ayrıca sevgim artıyor.

Anlayacağınız, gönül telimize dokunulmayan zamanlar yaşıyor olabiliriz. Benim sahip olduğum gibi bir Muazzez teyzeniz olmayabilir, fakat gün akşam olmadan siz de bu musikiye yaklaşabilir, gönül telinizi bu büyük sanatkârlara uzatabilirsiniz. Uzatın ki, titresin gönül teliniz. h.dursunoglu@zaman.com.tr

Tarih: 20.04.2008 Saat: 20:26 Gönderen: daRKNeSs
 
                  İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Gençlik
· Haber gönderen daRKNeSs


En çok okunan haber: Gençlik:
TTNet’e bir destek de Türk Telekom’dan

                  Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

                  Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

"Kim demiş sanat müziği nostalji diye!" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Bize Ulaşın | Mp3 Dinle |  Şarkı Sözleri |  Tavsiye Edin | Biyografi |  Müzik Haberleri |  Yeni ve Son Albümler |  Müzik (Video) Klipleri
Web sitemiz
PHP-Nuke (© 2003) kodlarına sahiptir. PHP-Nuke GNU/GPL lisansı altında dağıtılan ücretsiz yazılımdır
Tema Tasarım:
pehaspe

                                                                     Web Stats Haber Siteleri forumtags Arşiv RSS RSS Forum XML robots.txt Yabancı Albümler Yerli Albümler
                                                          Sitemizde Mp3 (indir) download Edilmemektedir. Sadece Online Dinleye bilirsiniz.