Doğaya ilginiz varsa ve hayvanları seviyorsanız; kuşları izlemek de istersiniz. Bunun için size ufak tüyolar verelim.
Doğaya ilginiz varsa ve hayvanları seviyorsanız; kuşları izlemek de istersiniz. Bunun için size ufak tüyolar verelim. Önce bulunduğunuz her yerde kafanızı kaldırıp gökyüzüne bakın. Arkasından onları görebildiğiniz yerlere giderek düzenli gözlemler yapın ve daha sonra da not tutmaya başlayın. Bir de müjde;
15 Nisan-1 Mayıs tarihleri arasında göç yolları İstanbul’dan geçen göçmen kuşları Sarıyer’den izleyebilirsiniz.Baharın ilk günleri; okuldaki programınız, sınavlarınız oldukça yoğun. Sıkıntı, stres eksik olmuyor, hele önümüzdeki aylarda gireceğiniz önemli bir sınav varsa bunun derdine düşmüş olmalısınız. Ama bu güzel günleri sadece sıkıntı ve stresle geçirmek; okul, sınavlar, iş hayatı ve kariyer peşine düşüp de baharı ıskalamak olmaz. Doğayı, çevreyi ve kuşları seviyorsanız güzel bir etkinlik sizi bekliyor. Hem baharın bu güzel günlerinde hem de neredeyse yılın 365 gününde kuşları gözlemleyebilir, onlara ilişkin hassasiyetinizi ve bilginizi artırabilirsiniz. Bunun için başınızı havaya kaldırıp çevrenizdeki kuşları gözlemleme ile işe başlayabilirsiniz. Arkasından da kuşların yoğun olarak bulunduğu yerleri ziyaret edip dönemsel hareketliliklerini izleyebilirsiniz. Leyleklerin göçü bunun için iyi bir fırsattı, ancak onu kaçırdınız. Ama hemen üzülmeyin. Önümüzde kartallar var. Afrika’dan kalkarak Kuzey’e göç ederken yolu İstanbul’dan geçen kartalları 15 Nisan ile 1 Mayıs tarihleri arasında izleyebilirsiniz. Bunun için Sarıyer ormanlarında kendinize bir gözlem mekânı bulmak ya da bu alanda faaliyet gösteren derneklerin organizasyonlarına katılmak yeterli.
Dağ horozu, toy, kelaynak, flamingo, ibibik, suna, pelikan, leylek, telli turna, yağmur kuşu, kırlangıç, guguk kuşu ve daha ismini sayamayacağımız pek çok kuş… Hepsi de bu coğrafyada yaşıyor. Onların isimlerini bazen kültür-sanat, edebiyat muhabbetlerinde, bazen bir şarkıda, bir türküde veya şiirde duyuyoruz, belgesellerde izliyoruz. Ancak yaşadığımız coğrafya, kuş türleri açısından en zengin mekânlardan biri arasında yer alıyor. Bu yüzden tam 453 kuşu Türkiye sınırları içerisinde görebilmemiz mümkün. Bunların bazıları yıl boyu yaşarken, bazıları göç yollarını buradan geçiriyor, bazıları da yumurtalarını bırakıyor. Onları mekânlarına gidip, doğal ortamlarında gözlemleyebileceğiniz gibi, göçlerini takip etmek de mümkün. İşte İstanbul bu anlamda, göç yollarının kesişmesi noktasında şanslı bir konumda bulunuyor. Çünkü pek çok göçmen kuş, bahar aylarında sıcak güney ülkelerden kuzeye, sonbaharda ise yine güneye rotasını kırarken, İstanbul üzerinden geçiyor. Eğer siz de bu merakın peşine takılırsanız, İstanbul’un baş döndüren manzarasına, göç eden binlerce orman kartalı, şahin, leylek ve diğer kuş gruplarını da ekleyerek, hayatınızın en unutulmaz deneyimlerinden birini yaşamış olursunuz.
Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken, asırlardır Afrika’dan gelerek kuzeye devam eden, sonbaharda ise Avrupa’dan güney ülkelerine inen göçmen kuşların serüvenine tanıklık etmek için en ideal bölgenin Sarıyer olduğunu belirtiyor. Bu eylemi İstanbul’da yaşayan her insanın bir kez yaşaması gereken bir olay olarak tanımlayan Eken, “Kuş gözlemciliği yaşadığımız yorucu şehirle doğa arasında bize bir kapı aralıyor.” diyor. ‘Doğa gözünün açılması’, doğayı tanımak, sevmek ve daha sağlıklı bireyler olmak için her yaştan insanı programlarına beklediklerini aktaran Güven Eken, bu işe daha önce hiç heves etmemiş ve başlamamış olanlar için de bir yol haritası sunuyor: Önce pencerenizi açıp gökyüzüne bakın, arkasından durakta beklerken, yürürken, tramvayda seyahat ederken kuşları izleyin. Daha da ilginizi çekerse düzenli ziyaretler ve gözlemler yapın, daha sonra da not tutmaya başlayın. Bundan sonra ise bu alanda yapılan programlara katılarak, daha ileri bir aşamaya geçin. Bundan sonra artık kuşları, hayatlarını ve onlara ait her şeyi merak edeceksiniz. Bu merakınızı pekiştirmek için de gözlem ve araştırmalarınız sürecek.
453 kuşu Türkiye’de görebilirsiniz
Türkiye, kuş türleri açısından dünyanın en zengin çeşidini barındıran ülkeler arasında yer alıyor. 453 kuş türü, Türkiye sınırları içinde görülebiliyor. Bunlardan yaklaşık 100’ünü Türkiye’de yumurtlamayan ve sadece kış aylarında gelen göçmen kuşlar oluşturuyor. Bunlar arasında 14 türün ise soyu, tükenme tehlikesi altında bulunuyor. 3 tür de insan yardımı ile Türkiye’de yayılmaya ve yaşamaya başlamış. Çamaltı Tuzlası, Sultan Sazlığı, Manyas Kuş Cenneti, Darıca Kuş Cenneti, Eğirdir, Beyşehir, Eber, Akşehir gölleri çevreleri, Çukurova’daki göller, Kızılırmak ve Yeşilırmak çevreleri en çok kuş türünün bulunduğu ve kuşlar için önemli sayılan bölgeler arasında yer alıyor.
11 telli turna kaldı
Anadolu kültüründe önemli bir yeri olan ve adına en yanık türküler yakılan telli turnalar, hayatta kalmak ya da yok olup gitmek arasında ölüm kalım mücadelesi veriyor. Türkiye’de yalnızca 11 tane kalan telli turnalar, Muş’un Bulanık Ovası’nda hayatlarını ve üremelerini devam ettiriyor. Kış aylarını Afrika’da geçiren telli turnalar, Hazar Denizi’nin kuzeyi ve doğusundaki alanlara üreme amacıyla geliyor. Mart ve nisan aylarında Muş’a gelen kuşların neslinin devam ettirilebilmesi için bazı kampanyalar da düzenleniyor. Doğa Derneği ve Irmak Okulları tarafından başlatılan ‘Hedef Sıfır Yok Oluş’ kampanyasında 2008 yılında telli turnaların hayatları ve yaşam alanları korunmaya çalışılırken, bölge halkı ve öğrencilerden de yardım alınıyor.
‘Hacı leylek’ kutsaldır
Kuşlar, yaşadıkları coğrafyaları kültürel ürünler, müzik, sanat ve edebiyat alanında da etkiliyor. Birçok kuş türü şiirlerde, şarkı ve türkülerde yer alıyor, pek çoğu masalları süslüyor. Bunlar arasında gündelik yaşamımıza en çok girenlerden biri ise leylekler. Örneğin, Avrupa’dan Güney Afrika’ya uçarken Hicaz bölgesinden geçtikleri için onlara ‘hacı’ lakabı takılmıştır. Bu yüzden, göç eden leyleklerin bacalara, yıkık minarelere, ağaçlara yaptıkları yuvalarına dokunulmaz. Leyleğe silah doğrultmak, avlamak da pek rastlanan, hoş karşılanan bir davranış değildir. Uzun göç yollarını tamamlayabilmek için uzun süre havada kalan leylekleri görmek de başka bir anlama gelir. Bahar günlerinin ilk leyleğini uçarken görenler, o yıl çok yolculuk yapacaklarına inanırlar. “Leyleği havada görmek” deyimi de bu inanışı karşılamaktadır.
EMİNE DOLMACI