Beyazperdenin ünlü kankaları
Tarih: 04.03.2008 Saat: 21:52
Konu: Sahne -Tiyatro


müzik Bu hafta vizyona giren "Sweeney Todd: Fleet Sokağı'nın Şeytan Berberi" aktör Johnny Depp ve yönetmen Tim Burton'ın altıncı işbirliği… Kimi zaman yolları ayrılsa da, ikili neredeyse 20 yıldır birlikte üretiyor. Herkesin birbirine hasetle baktığı bir endüstri için hiç de fena bir istikrar değil doğrusu!

Johnny Depp ve Tim Burton yılların kader ortağı. 1990’da, Burton’un belki de en kişisel filmi addedilebilecek “Edward Scissorhands/Makas Eller”le başlayan bu ortaklık günümüze dek sürdü. İkisi de birbirlerini o kadar iyi tanıyor ki, artık sette anlaşmak için konuşmaya bile pek ihtiyaç duymuyorlar olsa gerek. “Makas Eller”den dört yıl sonra “Ed Wood”da müthiş bir performans ortaya koydular. 1999’da “Sleepy Hollow/Hayalet Süvari”yle mizahi gerilim tadına geri döndüler. Burton’un 2005’te çektiği “Charlie’nin Çikolata Fabrikası”nda plastik bir komediye sırt yaslayıp çok da parlak eleştiriler alamadılar. Galiba bugüne kadarki en vasat işleri de o oldu. Aynı yıl Burton’un dijital stop-motion animasyonu “Corpse Bride/Ölü Gelin”de Depp bu sefer ana kahramanı seslendirdi. Kuşkusuz ikisinin de kariyerlerinin en kanlı filmi olan “Sweeney Todd”la ise gotik gerilim ile müzikali harmanlayıp gerçekten eşi benzeri olmayan bir tada ulaşmışlar. Film bu hafta bizde gösterime giriyor.

İlişkileri en ufak şekilde sekteye uğramadan ilerliyor. Ve anlaşılan ilerlemeye de devam edecek. Lakin sinema tarihinin ‘kankalık’ mertebesine ulaşan yegane oyuncu/yönetmen ikilisi onlar değil! İşte sinema tarihinden çarpıcı ‘çiftler’.

Marlon Brando/Elia Kazan

İşbirliği: 3 film

Hangileri? Arzu Tramvayı (A Streetcar Named Desire, 1951), Viva Zapata! (1952), Rıhtımlar Üzerinde (On the Waterfront, 1954)

Birbirlerini bulduklarında henüz ikisi de kariyerlerinin başlarında sayılırlardı. Üç filmleriyle de çok büyük başarılara imza attılar. Başta Oscar’lar, ödüller birbirini izledi. Her ikisi de farklı açılardan dönemlerine damga vurmayı bildiler: Brando asla ölmeyecek bir oyunculuk ekolünün bayraktarlığını üstlendi; Kazan ise 1950’lerdeki McCarthy soruşturmaları sırasında Hollywood’daki ‘yoldaşlarını’ gammazlamaktan ötürü endüstri tarafından dışlandı. Endüstrinin ona sırt çevirdiği yıllarda Brando ona arka çıkan üç-beş kişiden biriydi. Yine de bu, Kazan’ın gelmiş geçmiş en büyük yönetmenlerden biri olduğu gerçeğini değiştirmedi. Brando’nun, arkasından bu denli hürmetle konuştuğu bir başka yönetmen de olmadı.

Peter Sellers/Blake Edwards

İşbirliği: 6 film

Hangileri? The Pink Panther (1963), A Shot in the Dark (1964), The Party (1968), The Return of the Pink Panther (1975), The Pink Panther Strikes Again (1976), The Revenge of the Pink Panther (1978)

Onlarınki tam bir sevgi-nefret ilişkisiydi. Peter Sellers öteden beri saygıyla anılmak isteyen, mümkünse Oscar’a uzanması gereken, hırslı bir aktördü. Ne yazık ki kariyeri film seçimlerinin yanlışlığı bakımından bugünün genç oyuncularına adeta ders teşkil eder. Küçük bir rolde çıktığı “Pembe Panter” serisinin ilkinde filmi adeta ‘çalınca’ sinemaseverlerin yıllarca tadına doyamayacağı bir işbirliği de başlamış oldu. Ama dedik ya, ikisi hariç herkes bu şapşal dedektife bayılıyordu. Sellers çalışması çok kolay bir aktör değildi. Kimi zaman kamuoyu önünde Blake Edwards’a olan nahoş duygularını ifşa ettiği bile oldu. Gelgelelim bir türlü birbirlerinden kopamadılar. Çünkü ne zaman ikisi de meteliğe kurşun sıkmaya başladıysa, buluşup bir “Pembe Panter” filmi attırıveriyorlardı.

Robert De Niro/Martin Scorsese

İşbirliği: 8 film

Hangileri? Mean Streets (1973), Taksi Şoförü (1976), New York, New York (1977), Raging Bull (1980), The King of Comedy (1983), Sıkı Dostlar (1990), Korku Burnu (1991), Casino (1995)

Birbirlerini bulduklarında ikisi de New York’taki Little Italy’nin sokaklarında aylak aylak volta atıyorlardı. İlk filmleri Mean Streets küçük suçluların öyküsünü anlatan öncü bir filmdi ve ikisinin de ismini parlatmak için yetti. O günü müteakip 20’yi aşkın yıl boyunca arka arkaya filmler çektiler. Oscar’lar, övgüler, gişe başarıları, alkışlar… 1995’ten bu yana neden çalışmadıklarını anlayan yok. Kendilerine sorsanız, bir türlü denk getirip de aynı projede buluşamıyorlar. Bunu şöyle tercüme edelim: Scorsese’nin yeni filmlerinde De Niro’nun isminin ağırlığını taşıyacak roller bulmak zor. Üstat biraz da o yüzden Leonardo DiCaprio’ya abanmış durumda. Uyumlu oyuncu/yönetmen ikilileri deyince onların isimleri marka olarak anılıyor gene de.

Tom Hanks/Ron Howard

İşbirliği: 4 film

Hangileri? Splash/Denizkızı (1984), Apollo 13 (1995), Da Vinci Şifresi (2006), Angels&Demons/Melekler ve Şeytanlar (2009)

İşte birbirinin dilinden anlayan, işinin ehli iki isim daha… Her ikisi de kimilerince hâlâ görmezden gelinedursunlar, onlar eleştirilere kulak asmayarak yollarına doludizgin devam ediyorlar. Yola 1984’te dönemin sürpriz bir aşk filmiyle (Tom Hanks orada bir denizkızına âşık oluyordu) çıktıklarına göre, neredeyse 25 yıl olmuş. Pek yakında yeni Dan Brown uyarlaması “Melekler ve Şeytanlar”da da birlikte karşımıza çıkacaklar. Bir önceki ürünleri “Da Vinci Şifresi” sinema yazarları tarafından hunharca eleştirildiyse de, endüstrinin yerleşik kuralları ‘iş yapan filme bir devam filmi’ illa ki talep eder. Evet, yolları belki uzun aralıklarla kesişiyor olabilir, ama gene de bu, iyi anlaştıkları gerçeğini değiştirmez.

Şener Şen/Yavuz Turgul

İşbirliği: 5 film

Hangileri? Muhsin Bey (1987), Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni (1990), Gölge Oyunu (1992), Eşkıya (1996), Gönül Yarası (2004)

Böyle bir toplam yaparken, Türk sinemasından bu verimli işbirliğini almazsak kuşku yok ki büyük ihmalkârlık etmiş olurduk. Yeşilçam’ın iki ustası dostluklarını bugüne değin büyüterek geldiler. Dile kolay, onlarınki de 20 yılı devirmiş. Filmlere dikkat ederseniz, aynı zamanda Şener Şen’in kariyerinin de en iyi performanslarının bu işbirliğinden çıktığını fark edersiniz. Son olarak “Kabadayı”da Yavuz Turgul’un kendisi değil ama senaryosu vardı ve Şen aslında gene bir Turgul kahramanı olarak arzı endam eyledi. Değişmekte, bitmekte olan devirlerin adamlarını anlattılar bize yıllarca. Komedi ile dramı aynı potada müthiş bir yetkinlikle eriterek hem de.

BURÇİN S. YALÇIN






Bu haberin geldigi yer: Yeni Albümler, Müzik, Radyo, radyo dinle, müzik dinle, mp3 dinle, klip, mp3, turkce, kurtce, yabanci, yerli
http://www.dinlefm.com

Bu haber icin adres:
http://www.dinlefm.com/modules.php?name=News&file=article&sid=81