Türküler Aparmadan, Sanat Avantadan
Tarih: 06.05.2008 Saat: 20:36
Konu: Sahne -Tiyatro


Türküler Aparmadan, Sanat AvantadanMüzik dünyasındaki alış-verişler malumumuz. Bir şarkıyı duyuyorsunuz, bir diğerine benziyor, başka bir tanesine dikkat kesildiğinizde ummadığınızdan esinlenilmiş olduğunu görüyorsunuz.

Müzik dünyasındaki alış-verişler malumumuz. Bir şarkıyı duyuyorsunuz, bir diğerine benziyor, başka bir tanesine dikkat kesildiğinizde ummadığınızdan esinlenilmiş olduğunu görüyorsunuz. Hatta bu olay mahalli boyutlardan çok daha uzaklara taşınmış, beynelmilel taklitçiliğe doğru yelken açmış.

Geçtiğimiz mayıs ayındaki (20 Mayıs 2007) “Eurovision İllüzyonu: Al takke ver külah” başlıklı yazımda bu konuya değinmiş, bu “ilham komedyası” üzerinde durmuştum. Eurovision galibi Marija Serifovic’in seslendirdiği Molitva şarkısını hatırlıyorsunuzdur. Sertab Erener’in söylediği Zor Kadın şarkısından tutun da Arnavut Soni Valaj’ın yorumladığı Ndarja adlı şarkıya değin birçok ‘orijinali’ olduğu ortaya çıkmıştı. Tam bir kepazelikti ve kimsenin bu rezaletten dolayı yüzü kızarmadı.

Birbirine benzeyen şarkıların dün olduğu gibi yarın da olacağı kaçınılmaz bir gerçek. Bundan da zaten kimsenin şüphesi ve şikâyeti yok. Fakat vaziyet farklı; sanatın kreatif yönüyle değerlendirildiğinde durum hiç de ahlakî yahut yeni tabirle etik durmuyor. Hele bir şarkıyı alıp, telifsiz teklifsiz o şarkının melodisini, güftesini haberdar etmeksizin cep etmek, emek hırsızlığından başka bir şey değil.

Bundan seneler evvel, müziğimizin de nasiplendiği ülke nağmeleri vardı. Gerek İran müziği, gerek Lübnan gerekse de Balkan ezgileri. Ama o zaman bilgi bu kadar paylaşımda ve dolaşımda değildi ve kabahat de bir bakıma gizliydi. En bilindik eser Ada Sahillerinde Bekliyorum adlı şarkıdır herhalde. Tam bir muammadır bu şarkı. Güftesi de bestesi de anonim yazar ötede beride. Arapçasından Yunancasına değin muhtelif türleri var. Yesari Asım Arsoy’un bestekârı olduğu da günümüzde hafiften açığa çıkmış. Fakat yine anonim, yani herkesin malı!

Gelelim türkülerimize. Türkülerimiz de bir nevi hayrat çeşmesi gibi kullanılıyor. Türkü kitapçıklarının üstünde bir tek “sebildir” yazmadığı kaldı anlayacağınız. Ne yalan söyleyeyim, ben bu türküleri “yeniden yorumlama” işine de son derece mesafeli duruyor, hatta zerre hazzetmiyorum. Eserin orijinalliğine sadık kalan sanatkârlar elbette müstesnadır gözümde. Fakat gerek rock formunda gerek pop yaparak eserlerin manevi buğusunu dağıttıklarını düşünüyorum. Telifi ödemeden albümlere “beleş türkü” koymak ve bundan nemalanmak, sorana da ‘türküleri günümüze uyarlıyoruz’ diye topu taca atma suretiyle cevaplar bana çok mertçe gelmiyor. Eskiyi yâd etmek, o eserleri hamur gibi kullanmamayı gerektirir herhalde. Ben bu konuda biraz sert düşünüyor olabilirim, ama her işte olduğu gibi, bu işin de tadı kaçtı ve türkülerin (sanat müziği eserlerinin de) kimsesiz çocuk muamelesi görmesinden bıktım usandım. Hiçbir yeni eser üretemeyen şarkıcılar, eskilerin paçalarına tutunup bir yerlere gelmeye yelteniyorlar kanımca. Bu pek nahoş!

Bunu yapanlar sadece şarkıcılarımız değil, yabancı müzisyenler de memba göstermeksizin bu işe yelteniyorlar. Geçen gün bir muhabbet meclisinde konusu geçmişti. Nelly Kim Furtado isimli Portekizli genç şarkıcının, “Wait For You” adlı şarkısının saz ritimleriyle başlaması dikkat çekmişti. 2006 yılında yayımlanmış Loose isimli albümünün 11. şarkısı Wait For You, Anadolu ezgilerinle vira edip, melodisi de yavaştan tanıdık gelmeye başlıyor. Bir zaman sonra (şayet türkülere de aşinaysanız) bu eserin Muhlis Akarsu’nun sesinden bildiğimiz Allah Allah Desem Gelsem isimli türküye benzediğini görmeye başlıyorsunuz. Aslında ne benzemesi, ta kendisi. Bu eser, Pir Sultan Abdal hazretlerinin muazzam bir deyişi. “Allah Allah desem gelsem, Hakk’ın divanına dursam, Ben bir yalan alma olsam, Dalında bitsem ne dersin?” Hatırladınız sanırım.

İşte bu eser, Nelly Furtado’nun Wait For You şarkısının melodisi. Sevdi ve mülhem eser oldu diyelim, ama albümün kayıtlarındaki eser sahibi maddesine kendi ismini, Nate Hills ve Tim Mosley’in adını nakşetmesi hiç hoşuma gitmiyor. Nedir yani, Türk müziği yahut türküler batan geminin malları mıdır? Başkaları bu eseri kullanıyor diye sevinecek değiliz ya? Çok önemli isimler dahi yorumlasalar bu eserleri, bizim ezgilerimiz, türkülerimiz veya deyişlerimiz bu yolla onurlanmıyor değil mi? Keza eserlerimiz yeterince beynelmilel ve onurun ta kendisi. Keşke dipnot düşülmüş olsaydı, bu eser falancadan alınmıştır diye. Bu kadar sahipsizliğe ve emek sömürüsüne vicdanım da mantığım da el vermiyor. Varın bundan sonrasını siz düşünün. Türkülerinize yahut müziğinizin tüm eserlerine sahip çıkmazsanız, orijinal halleriyle, bir başkası gelecek ve eserlerimizi anaforlayacak. Avantadan sanat, böyle oluyor herhalde. Pir Sultan Abdal hazretlerinin de Muhlis Akarsu’nun da ruhları şad olsun bilvesile. h.dursunoglu@zaman.com.tr







Bu haberin geldigi yer: Yeni Albümler, Müzik, Radyo, radyo dinle, müzik dinle, mp3 dinle, klip, mp3, turkce, kurtce, yabanci, yerli
http://www.dinlefm.com

Bu haber icin adres:
http://www.dinlefm.com/modules.php?name=News&file=article&sid=279